|
|
Bir gün... Bir günüm daha olsaydı Yaşamak için... Herşeyimi verirdim verebilseydim...
Bir gün Bir gün daha kalabilseydim yanında... Herşeyimi verirdim Seçebilseydim...
Sadece 1 gün istedim Daha fazlası değil Uyanma, kalkma, gitme yanımdan Bugün son günüm Doya doya bakayım sana derdim...
Bir gün, Sadece 1 gün Çok fazla değil ki
Hadi son bikez sarıl bana
Yaşayamadığım çocukluğum Gençliğimin baharında göz yaşlarımın yalnızlığı
Sen ve sensizlik alevlerinin ardında Çığlıklarımda kalan son söz Seni unutmak basit değil Basit olan hiçbir duygu bana ait değil Aşk, mutluluğun gölgesi rüyaların sihiri Yaşamak değil nefes almak benimkisi Mutluluk gözlerinin rengi Alevlerde yanan ruhuma su ol yağmur ol Özümü sev melek ol cennet ol Ben yokum artık tükendim ben ol benim ol Günahlar gülümsüyor günahsızca Gölgen yavaş yavaş gelirken rüyalarıma İstediğimi ver bana acıt ruhumu acımasızca Yapraklar düşerken yenilir rüzgara Fırtına koparken rüzgar ağlar masumca Göz yaşlarım akar özüme Aşka can verirken gurursuzca Gökyüzünde kayboldu yıldızlar Her yağmurda filizlenir korkular Çocukluğum ve sen yaşayamadığım duygular Seni unutmak basit değil Basit olan hiçbir duygu bana ait değil Bana ait olmayan her duygu kadar benim ol.***
|
|
Acı bir hayat.
Bir tek senin aşkın mı aşk? Sen misin sevda yanığı kaçak Ben seni sevdim seveli yandım Yandım,yandım sende söndüm
Hayat bana bir dargın bir barışık Her günüm senle karma karışık Çakmak, çakmak gözlerinde ışık Senin sevdan bende, barut fişek
Ulaşılmayı beklerken ayrılık İkimizin kaderi olsa gerek Bana ayrılık yazan felek Sensizliğini bana giydirecek
Yapma be sevdam ağlama artık Bu kader senin değil benimdir Sana gelen bu ayrılık, firak Bende oluyor acı bir hayat
|
|
|
|

Seni Aşksız Bırakmam
Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşayamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginden ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Gönlümdeki derdi siler atarım
Ümit pınarından coşar akarım
Kış göstermem sana ben hep baharım
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
<> |
|
|
|
|
MüjdeVarlığın, kaf dağındaki kar değil ki, erimesin. Toprağa düşen son damlada, sen değilsin. Utanma sende haykır, haykır ki duyulsun sesin. Bırak tüm umutlar sabırla yücelsin. Sen her zorluğu yendin, bunu da yenersin. Bir yaz ol, bir bahar, belki de müjdecisin? İçinde bir sevgi taşı, taşı ki yaşıyabilesin...
Şirrlerimi okumak isterseniz sayfalara bakın
teşekkürler sevgilerimle.
http://n-olamaz.tr.gg/Ana-Sayfa.htm http://www.hikayeler.net/yazarlar/nermin
|
| |
|
|
iPEĞİM Sen can dedin ben can oldum eğildim, Bu canıma can buldum sevindim, Kalbi güzel ruhu güzel meleğim, İpeğim İpeğim canım İpeğim.
Can dostları ayrılmazmış cefada, Dost dediğin yanılmazmış riyada, Kalbi güzel ruhu güzel meleğim, İpeğim İpeğim canım İpeğim.
Bayram geldi uzaktayım uzakta, Bitse gurbet bir arada olsak da, Kalbi güzel ruhu güzel meleğim, İpeğim İpeğim canım İpeğim.
Emine derki`Bayramını kutlarım, Bayramlarda mutlu olman dilerim, Kalbi güzel ruhu güzel meleğim, İpeğim İpeğim canım İpeğim.
|
Sevindin mi?
Oltaya takılmış balığın
zavallılığındayım. Ne kadar
sıkmışım seni meğer... Halbuki
hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye rahatsızlık
vermek istemem. Öyle mi yaptım
diyorsun? Öyle olsun can kuşum,
sende unut. Unut herşeyi,
kalmasın aklında. Aklına düşsemde,
bir paylaşımdı,
geçti dersin. Geçmişe dair hatıralar silinsin. Ne sevişmelerimiz kalsın aklın da, Nede hasret yüklü sözlerimiz.
Rahat değildin ya,
rahat ol artık. Bilirim tanırım seni,
çok rahatsın. Ruhsuzluğuna sığınır,
rahatlarsın. Sebebi yok artık tedirginliğin. Saklama bana
kıyamadığın gülüşlerini, Bulup bulup hep kaybettim seni. Sevdiremedim sana beni. Kabullenemedin görünen gerçeği. Gittin
demek gittin şimdi; Gittin bittim bak
sevindin mi?
Şirrlerimi okumak isterseniz sayfalara bakın
teşekkürler sevgilerimle.
http://n-olamaz.tr.gg/Ana-Sayfa.htm http://www.hikayeler.net/yazarlar/nermin
|
|
|
Bir Türlü Çözemediğim
Bilmeliydim ben seninle olmak için her türlü olumsuzluluğu yenmeye çalışırken senin o umursamaz halinden sevgisizliğini anlamalıydım. Kendine iyi bak derken, kelebek ömrümde ben ırmaklar gibiydim, denize dökülmek için acele eden, seni azda olsa görebilmek umuduyla yollara düşen beni hiç özlememenden, görmek istememenden bilmeliydim.
Bilmeliydim ben üzüldüğümde kılının kıpırdamamasından, sadece işin düştüğünde aramandan. Bilmeliydim istediğimde yanımda olmamandan. Sadece senden tamamiyle kopmamam için önüme bir parça yem atmandan bilmeliydim.
Aslında, bu zamana kadar hiç eğilmedim kimseye, sana olduğu kadar hiç eksik kalmadım. Halbuki özgürlüğümü kimseye çiğnetmemiştim, hesap alan ama vermeyen asi ruhum nasılda değişmişti? Nasıl da dönüvermişti hayatın çarkı yüzseksen derece? Belkide çok büyük konuşmalarımın cezasıydın sen kimsenin zincir vuramayacaği bir kapı zennetmelerini kendimi.
İstedim sorgulamanı, istedim hesap vermeyi ilk defa, sevdim karşında titremeyi, ama sen ne sordun, nede sorguladın çünki, çok kolay kazanılabilecek bir zaferdim senin için, uğraştırmadan kazanılan. Rahattın, biliyordun iyi insan olduğumu,bütün ömrünce hiç tanımadığın, hiç tanıyamayacağın kadar dürüst ve samimi olduğumu. Biliyordun sana taptığımı, rahattın sana hayırlarımı dile getiremiyeceğimi, biliyordun karşında susmalarımı, sen git deyince giden, gel deyince geliveren beni biliyordun.
Sorgulamadım bu kadar umursamazlığında, sevgisizliğınde seni. Ama hep merak ettim,bana bakan gözlerinin, beni nasıl gördüğünü,benim için ne düşündüğünü, yüreğindeki beni, bilmek istedim acaba birazcıkta olsa sevdi mi? Bir noktada olsa, yüreğinde iz bırakabildim mi? Ama sen beni sevdiğini hiç bir zaman söylemedin ki. Yine de sevdim seni, görünce çocuklaşmalarımı sevdim, ulaşılmazlığını sevdim ben, imkansızı sevdim ve bütün bunlara karşılık, seni nasıl sevebildiğimi.
Şimdi senden uzak gecen bu kış günlerinde, yüreğimdesin ama hayallerimi süslemeyensin, tiryakisi olduğum bedeninin, eksiliğini duymıyacağım yüreğimde, acaılardan hissetmeyen, duymayan biri olup çıkıvereceğim karşına ama sen bilemiyeceksin. Ben seni değilde bendeki seni sevmişliğimi, o bendeki senle sen olmuş ruhsuz olmuş, sen gibi imkansızla bütünleştiğimi.
Şimdi korkuyorum aynalara bakmaktan, içimdeki seni görürüm diye, bir şarkıda seni hatırlamaktan korkuyorum, özgürlüğümü gerimi alıyorum senden? Ya da özgürce yaşamalarımın arayışlarında mıyım? Akmaktamıyım coşkun çağlayanlar gibi başka yerlere? Denizlere, bilmiyorum. Bildiğim seni sensizliğe tercih ettiğim, bildiğim rüyalarımı artık lahit mezarlara gömdüğüm, bildiğim gözlerindeki beni artık görmek istemediğim. Birde ben kalıyorum geriye bir türlü çözemediğim...
 
| | | | | | | | |
Adamin birisi bir gul dikmis, sabirla ve inancla sulamis ve acmadan
once incelemis.
Acmak uzere olan tomurcugu gormus ama sapinin uzerindeki dikenleri
farketmis ve "bu kadar guzel bir cicek nasil bu kadar sivri dikenlerle dolu
olabilir?" diye dusunmus. Bu dusunceyle uzgun, gulu sulamayi ihmal
etmis ve gul tam acacakken ölmüş.
Pek cok insan da boyledir. Her ruhta bir gul vardir.
Tanri benzeri nitelikler bize dogum sirasinda ekilir
ve dikenlerimize veya hatalarimiza ragmen büyür.
Pek cogumuz kendimize bakar ve sadece dikenleri ve hatalari goruruz.
Kendimizden guzel birsey cikamayacagini dusunup umutsuzluga kapiliriz.
Icimizdeki guzeli sulamayi unuturuz ve eninde sonunda o ölüp gider. Hic
bir zaman potansiyelimizi farketmeyiz.
Bazilari kendi iclerindeki gülü gormezler; birilerinin onlara gostermesi gerekir.
Bir insanin sahip olabilecegi en buyuk hediyelerden birisi bir baskasinin
dikenlerini asip ona ulasabilmek ve iclerindeki gulu bulmaktir.
Sevginin karakteristik ozelliklerdinden birisi de budur…
bir insana bakmak, hatalarini bilmek ve onu hayatiniza kabul etmek….
ve sonrasindaki surecte ruhlarinin asaletini farketmek.
Baskalarina hatalarinin ustesinden gelebileceklerini farketmeleri icin yardim edin.
Onlara iclerindeki "gul"u gosterebilirsek, dikenlerini asabilirler.
Sadece o zaman cok daha fazla acabilirler
unutmak kolay diyordun yaa unuttum sevdiğim gülen yüzünü içimi alev alev yakan bakışlarını unuttum sabahlara dek aglamıyorum artık yada isyanlar savurmuyorum giden sevgiliye açımıyor gözlerim uykusuzluktan ve beklemiyorum seni köşe başlarında dikmiyorum gözlerimi salonda belli belirsiz bir noktaya ve bakmıyorum arkama gidişin acıtmasın diye küfürler etmiyorum beni bırakıp gittin diye ve atmıyorum kendimi kapı önelerine seversin zamanla geçer derdin geçti sevdiğim yüreğim acımıyor artık günü mü gün gibi , gece mi gece gibi yaşıyorum hayalinle karşılaşmıyorum gece yarıları ve kimse kapı çalmıyor akşam vakitleri
Unutmak kolay diyordun ya Kolaymış meğer Yağmur altında gezdiğimiz sahilleri bile unuttum ben Bana ilk seni seviyorum dediğin O çay bahçesinide unuttum daha unuttuğum çok şey var onları bile yazmayı unuttum sevdiğim görüyorsun yaa varlığın gibi değilmiş yokluğun zamanla siliniyormuş mazi dediğimiz herşey yaşandı sandığımız ama yaşanmayan herşey
ve sen gittin... oysa gitmen için degildi bu söylediklerim sevmen için yada dönmen içinde değildi sen gidişine kurmuştun saatlerini bense özlemler eklemiştim saatlerime her dakika sen diye işliyordu anlamadın ve gittin bense seninle birlikte bittim sana gitme demek vardı ama bu sana verilebilecek en büyük azaptı ben gittim sende bittin biz bittik herşey bitti şimdi istersen önce sen gidebilirsin açmam kapılarımı kaparım ardından ne gidişine ağlarım nede gelişini beklerim çünkü biz çoktan gittik ve herşey çoktan bitti
__________________
nemi yapacağım bundan sonra ?
ne yapacağımı sanıyorsun ki ?
tenin tenime bu kadar sinmişken , ömrüm azala azala akarken önümde, gittiğin gerçek herkese bu kadar benzerken ....... senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime ,bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım**
GECEDİR
Gecedir; Çalarsın kapıları açan olmaz. Gecedir; Hem de yıldızsız göz gözü görmez, Bir ses duyar irkilirsin, Sarar korkusu yalnızlığın. Rüzgâr eser savrulursun, Düşersin kucağına karanlığın.
Gecedir;
Ararsın yolların bulunmaz, Gecedir; Kalbinin gürültüsünden durulmaz, Üşürsün... Sevdiğini düşünür, ısınırsın. Gözleri gelir aklına... Bir çift yıldız gibi Asılır kalır karanlık göğe
Gecedir;
An olur yenersin korkuyu, An olur canın çeker Oturursun bir köşeye Dinlersin geceyi, hissedersin... Gözlerini yumup susarsın, An olur, gece olursun. Ahmet Ünal Çam
Şimdi gitmek var aklımda
Bu şehri terketmek...
Sahip olduğumu sandığım
Ama hiçbir zaman benim olmayanları
Arkamda bırakmak...
Tüm anılarımı denize atmak...
Belki yeniden başlamak...
Yalan sevgilerden yoruldum artık.
Zaten daha fazla kandıramıyorum kendimi sevildiğime,
Yalnızlıktan kaçamıyorum daha fazla
Ne de hayal kırıklıklarından...
Şimdi kalmak anlamsız.
Biraz daha beklersem
Umutsuzluğun karanlığı hapsedicek beni.
Şimdi,
Şimdi gitmem gerek...
Güneşin doğduğu bir yere.
En azından bakışlarımı kaçırmam gerekmeyen bir yere.
Hoşçakalın hayallerim
Ve ne olur beni unutmayın...
Zaman mıydı seni bana getiren, Yoksa bir bakış mıydı beni sana aşık eden, Bir peri gibi rüyalarımı süsleyen, Zamansız gelen sevdayadır bu sitem.
Gece midir seni bana düşündüren, Yoksa ben miyim gecede yıldızları görmek isteyen, Bir yıldız kayar diye sabaha kadar bekleyen, Zamansız gelen sevdayadır bu sitem.
Ben miyim yağmurda ıslanmak isteyen, Yoksa yağmur mu seni bana gösteren, Bıraktığın günden beri bir viraneye dönen, Zanamsız gelen sevdayadır bu sitem.
Zamansız sevdama yalvarıyorum, Bir cansız beden misali yaşıyorum, Söyle suçum sevmek miydi ne istedin benden, Zamansız gelen sevdayadır bu sitem...**
... BU KAÇINCI ÖLÜM BEN KENDİMDE KAYBOLMUŞUM ***
Biliyorum aslında sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çığlıklarım boğuluyor gecenin karanlığında. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalnız... Sesim kısılıyor Gidişin bitişi olacak yüreğimdeki heyecanın, Gidişin sönüşü olacak gözlerimdeki ateşin. Beni,yüreğimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidişin dinderemez bu fırtınayı. Bir fırtınanın uğultusuyla sesleniyorum sana; GITME....
|